life, i will write you from the beginning just to be persistent to my faith.
this will be english just for the sake of a special someone. so if you don’t understand it, go learn english for gods sake, which era are you living in!!!!?!!!!! christ is GONE, move on dammit.
i was walking on the railroad(1) tracks the other day with a butcher knife(2) in my hand when the thought of my former failed relationships hit me. i am just writing failed to make the sentence sound exotic and pretend that I have successful ones but the truth is that there is no other subcategoration for my past relationships, i dont keep a list divided into three saying ‘failed’, ‘not failed’ and ‘ongoing’, mainly because there is nothing to put under 2 out of 3 of the categories. there is just one. and it is the one which has all the failure in it. no offense, nothing positive.
anyway so i was going through them in my head and trying to remember the good memories just to keep myself away from attacking beautiful faced swedes with my butcher knife. it turns out i dont have good ones. BUMMER.
i got to think of my past achievements as a mistress(3) and i can tell you wholeheartedly that i felt like shit after a couple of seconds. i was with this manwhore(4) for a while this year and he was cute, kind of stupid and nice -everything that you want from a guy basically- which made me feel cuter, nicer, wittier, red hot and substantial. it went on pretty well for a month or so till i got to know that he actually had/had/been having/has a girlfriend which automatically made me second row and qualify me as a prostitute(5). great qualification i must say. allows you to do whatever the fuck that you want to do without feeling any pressure and social norm violation.
what the fuck is wrong with me, really? was the question passing my mind when i remembered of this memory lost in time and space. well you see, it is always like this. people like to fuck me short term but when it comes to long term cute girlfriendship, they get themselves an easy going girl who buys her ugly white trash jewelry from claire’s, who does not have any kind of an attitude towards life, not a particular taste or interest in anything. so maybe it is good aim that i set myself over here. most of my past relationships worked more or less the same way. those guys liked to betray their girlfriends with me, do nasty things to me and promised me that we would have a nice future together.
NICE FUTURE? fuck your mom you dipshit. i dont want a damn nice future with you at the first place. i want gold. i want cash. i want a helicopter. and you cant obviously give me none of those. why would i want a nice future with you? people are hallucinating hard time sometimes.
just to keep the blood away from my hands, this time i tried to focus on my future achievements with dicked humans, to be precise: men. but the voice over is saying ‘there will be none’ with nigger voices in canon. pure manipulation! trust me, up until then, nothing was that satisfactory. till i got to think of my future as a mistress.
first i thought about it and it seemed okay. i mean think about it. living with a guy who is rich and gets you everything you want in seconds, may it be a chanel bag or a couple of plastic surgeries. and this grandpa is with you just for the sake of women-does-everything-men-just-lies-there-and-enjoys kind of intercourse. and to be able to get it he has to overdue the viagra which will give him a heart attach and he will die. BOOM. then you get rich and buy yourself some pretty man meat with some of the cash. then some other ten plastic surgeries to get some more old men to get more money. i thought that this would be a great future and i will live happily ever after and make some writing workshop drop-out write my biography so that my memory lives happily ever after. it was so brilliant.
so i kept on walking on the good old railroad tracks, thinking about my new goal in life, picturing myself as a successful mistress. and it fitted perfectly. so perfectly that i threw my butcher knife in a nearby waste basket. and i kept on thinking. i always wanted hate mail. love mails are lame. i hope i get some of those in the future from future ex wifes and girlfriends.
you will break up soon anyway.
p.s. mox! <3
y.
ben artik hayattan umidimi o kadar kestimki, bu universiteli yasantisi, parti insanligi, bagimsizlik, ozgurluk vs. hic cazip gelmiyor. yedim bitiridim anlayacaginiz. oyleki, su hayatta bana umut veren tek sey yeni cribs albumunun internete dusmesi oldu. bir kac ay once biraz asik olmaya calismistim ki oda kursagimda kaldi. halim durumum buyken ben de yeni diyarlara yelken actim. bu blogu acmaya senayi ikna etmemin tek bir amaci vardi. bunu daha sonra paylasmak istiyordum aslinda dun kismen desifre oldugum icin bir aciklama borclu oldugumu hissettim. borclu olmayi da hic sevmem. o yuzden bu postu yazmaya karar verdim. (thesis statement’i yaptik mi yaptik, ey okuyucular caktirmadan academic writing ogreniyosunuz hadi yine iyisiniz)
dashboardda bilumum dekorasyon fotografi oldugu dogru evet. hatta tumblr’da takip ettigim siteler 6 tane, bunun 4’u dekorasyon sitesi homesweethome, architectureblog gibi. ilgilenenlere tavsiye ederim. buraya kadar her sey hos, guzel. bu benim ilgi alanim olabilir bircok insanin da oldugu gibi AMA isin gercegi bu degil.
bu blogda su ana kadar yazdigim her yazida bir mizmizlanma soz konusu farkettiginiz uzere. bunlarin hepsinin sebebi okulumda basarisiz olmam, issiz olmam, sevgilimin olmamasi ve parasiz olmam. su ana kadar bir sorun yok cunku zaten bloglar bunun icin var degil mi? Isa’nin carmiha gerilmesinden onceden beri bloglarin varoldugunu varsayarsak Isa’nin aslinda carmiha gerilmedigi sonucuna ulasmamiz pek uzun surmez. ‘Bir kole olarak hayat’, ‘Bir saat sonra hayatinin sona erecegini bilmek’ ve ‘Isa’dan once sanal alem’ gibi yazilarla cok mesgul olduklari icin hayata odaklanmak pek mumkun degildi. Tabi bu tamamen benim tarafimdan oraya atilmis bir spekulasyon, bir fantezi. Umuyorum hepimiz o zaman blog diye bir sey olmadigini biliyoruzdur.
Isa’dan oncesini birakip modern zamanlara donup baktigimda aslinda hayatin bana son zamanlarda biraz daha parlak gorundugunu gonul rahatligiyla soyleyebilirim. Son iki ay icerisinde 1 degil 2 is buldugum, yani artik issiz ve parasiz olmadigim icin artik biraz daha rahatim. Ne tur isler oldugunu paylasmak istemiyorum cunku internet aleminde asagilanmak gibi bir niyetim yok. Sonuc olarak ekonomim ve issizligimle ilgili sorun halloldu. Ama bu beni mutlu etti mi? Cevap tabii ki hayir.
Hala bir seyler eksik bedenimde. Ruhumda buyuk bir bosluk var, acitan bir hiclik. Gecen aksam televizyonda Ertem Egilmen’in Sevemez Kimse Seni filmine denk geldim ve gozyaslarina boguldum. Hulya Kocyigit ve Ediz Hun’un aski dillere destandi ve farkettim ki, benim bir erkege ihtiyacim var. Bu boslukta beni butun kilabilecek tek sey ask.
Bir erkek nasil elde edilir? Onlari nerde bulabilirim? gibi sorular sormaya basladim hemen kendime. ‘Barda, klupte’ cevabini verdiginizi duyuyorum ama gecen cuma disari ciktigimda basima gelenlerden dolayi bu ‘bar, klup’ ve icindeki ‘erkekler’ den nefret ettigimi bildigim icin ustune bile durmuyorum bu cevabin. O yuzden geciyoruz bu ihtimali.
Bar ve klubu cikardigimiz zaman elimizde ne kaliyor peki? Benim aklima ilk gelen sey internet. Belki bu blog? Neden olmasin? Bu durumda size donuyorum canim erkekler:
Sevgili Erkekler,
SIzi Allah ve Peygamber efendimiz huzurunda selamliyorum.
Bunu yazmamin sebebi koca ariyor olmam. Muhtesem ve dokunulmamis bir kiz oldugum icin belirli sartlarim olmasi kacinilmaz. Nasil oldugumu bilmiyorsunuz haklisiniz ama iste burdayim ve muhtesem olduguma inanmaniz yeterli.
Birinci gereksinimim yakisiklilik. Isten eve geldiginizde sadece sizin icin turbanimi cikardigimda karsimda gordugum suratin da benimki gibi bir nur parcasi oldugunu bilmek istiyorum. Yani bir ayi degil guvercin istiyorum. Guzel bir erkek Allah’in gozlerinde mutluluktur. Cirkin bir erkek ise tas olur.
Ikinci gereksinimim zenginlik. Iyi bir aileden gelmeniz sart. Ve bu konuda bende babamda cok siki degiliz. Deveniz de olsa, yatiniz katiniz da olsa, petrolunuz da olsa makbuldur. Onemli olan bu sahip olduklarinizin paraya cevrilebilmesi ve bana vakkodan turban olarak donebilmesi.
Ucuncu gereksinimim ise Islam dinine mensup olmaniz. Allah ve Peygamberimize inanmaniz cok onemli benim icin. Ben nasil Bati’li bir orospu gibi davranmiyorsam ve sizin disinda baska hicbir erkege sacimin bir telini bile gostermiyorsam, sizin de bana ayni ciddiyetle yaklasmaniz sart. Alkol kullanan, kumar oynayan, zina yapan bir erkekseniz siz ile ben olmaz. Derhal sayfami terketmenizi rica ederim.
Gereksinimlerimi artik bildiginize gore eger kendinize guveniyorsaniz mektuplariniza acik oldugumu dile getirerek bu postu burda noktalamak istiyorum. Ben bizim icin bir gelecek goruyorum ve ayaklarinizi yikamaya hazirim. Ve butun o dekorasyon siteleri ikimiz icin. Ben hazirliklarima simdiden basladim ve evlenecegimiz gunu dort gozle bekliyorum.
Saygilar,
y
* yaşadığı yerlere bok atan insanlara gıcık oluyorum. ankaralıyla konuşuyorum ankaradan bıkmış, izmirliyle konuşuyorum izmirden bıkmış, istanbulluyla konuşuyorum istanbuldan bıkmış, londralıyla konuşuyorum, londradan bıkmış, ve bunca yıldır social networking sitelerinden edindiğim belki de tek deneyim şudur: kimse yaşadığı yerden memnun değil. o zaman neden çenemizi kapayıp yaşadığımız yerde mutlu olmaya çalışmıyoruz anlamıyorum gerçekten, çünkü nereye gidersek gidelim aynı saçmalıklar bıkkınlıklar baymışlıklar devam edecek. herkes bir anda hedonist olmuş, into the wild triplerine girmiş, yok para çok kötü bir şey, yok kariyer yapmayalım, 24 hour party people olalım, amsterdama yerleşelim, bunlar güzel şeyler kabul. ama üzerinizdeki topshop/fred perry yi, cebinizdeki ipod u, altınızdaki arabayı almak için de o beğenmediğiniz kapitalist düzenin parçası olmanız lazım, ha ben bunu diyorum kötü oluyorum, düzeltiyorum, ben bunu diyorum ergen oluyorum, ama lütfen sizde bir zahmet gözlerinizi açın. (yani gittik amsterdama da ama, belki de sadece insanların “abi amsterdam çok güzel, oraya yerleşicem, yerleşemesem de her fırsatta gidicem, çılgın atıcam hedonist olucam” tavrından ötürü müdür bilmiyorum ama, red light district ve legal uyuşturucu dışında varsa bir olayı desteklemeye hazırım bu tavrı)
* aslında doğayı çok seviyorum , misal hamak olsun çim olsun, püfür püfür esen rüzgar olsun bunların hepsi çok güzel. ama bir yerden sonra işe böceği giriyor, yok otlar dallar seni kaşındırıyor, bir huylanmaya başlıyorum, o sırada zaten sinüzitim azmış oluyor, cinnetleri görüyorum, sonu: s. yine çok ergen. oysaki boş zamanlarımda pilates yapan, organik gıdalarla beslenen, çayına kahvesine süt koyan bir insanım. nys.
* alışverişle aramda love/hate ilişkisi var. misal alışveriş merkezlerinden tiksiniyorum, alışveriş için harcadığım vakte üzülüyorum, ama bir şey aldıktan sonra onu dolaba kaldırmanın zevki: priceless. sonumuz ne olacak, kim kimden daha önce bıkacak merak ediyorum, ne diyelim kısfmet.
bu da böyle bir post oldu, yakın zamanda yine ergenlik sanrıları ve iççekişlerle dolu bir yazıda görüşmek üzere,
s.
sevgili s,
bu konu ile alakali uzun bir post yarin ogle saatlerinde burda olacak. o zamana kadar esen kal ve sut ic.
saygilar,
y.
sevgili y,
neden dashboard umuzda dekorasyonla ilgili sitelerin post ları var, neden bu siteleri takip ediyoruz biz?!
sweethomestyle ne?!
sevgiler,
s.
benim için ergenlik budur… (bir sürü nokta)
merhaba. bugun hava cok guzel degil mi? gunes parliyor, kuslar otuyor, yazin son gunleri oldugu hafif serin arada kapanan havadan anlasiliyor. selulit kremi ve nemlendiriciii, sabun surme asitli, jolede sac doker. oje degil belki ama hafif bir parlatici. ucuk pembe rujun olmali, yaz makyaji. gulumse erkekler pozitif kizlari sever!
nil karaiprahimgilin ucuncu kisi twitlemesine kac veriyoruz? ikinci patetik fenomenle karsinizdayim evet. bu kadin kac yasinda diye dusunuyorum tam cumlenin soru isaretini koyduktan sonra ki (google, write: nil karaibrahimgil yas, first hit: vikipedi, click, 17 ekim 1976). simdi elle sayiyoruz: 76, 86 - 96- 06 + 3 = 33. libra librayi sevmezmis derler. (kim, kaynak goster) i ihh.
‘Nil Karaibrahimgil (d. 17 Ekim 1976), yapmış olduğu reklam müzikleriyle de tanınan Türk rock müziği sanatçısı.’
cake-rock diye bi sub genre var da ben mi kacirdim? sana kek yaptim. next. Nil, 12 yaşında “I see clouds rain is coming…” (Türkçe: Bulutları görüyorum, yağmur geliyor…) adlı ilk bestesini yapmis. vay be, 12 yasinda ingilizceyi sokmus ustune bir de beste yapmis. ah canim, keske herkes nil gibi ingilizce ogrense turkiye’de. (aware) 12 yaşından itibaren okuldan arta kalan zamanlarında Sertab Erener‘e ait Reklamevi adlı reklam ajansında metin yazarı olarak çalışmaya başlamis. ben 19 yasindayim hayatimda calismadim. 12 yasinda da barbi bebeklerimin saclarini kesiyordum. su an bile reklam ajansinda metin yazari olarak calisma potansiyelim oldugunu dusunmuyorum acikcasi. vay be nil, sen neymissin. (kiz ozgur su halimize bak)
(wikipedia, delete:tr, write: en): ‘Nil has found fortune in the Turkish music scene. Many of her songs deal with love, marriage and relationships.’
twitter.com/niltakipte:
1. ’yaşasın herkesi birbiri yapan aşk’ yazdı bi kağıda.’ 5:00 PM Aug 13th from web (love)
2. ‘ay gerçekten dede. yüzünde gri lekeler ve nur var.’ dedi.’ 10:50 AM Aug 1st from web (relationships
3.’alakalı alakasız her cümlesinin sonunda, ‘neşet ertaş’ı tanıyorum ayrıca’ diyo. haftanın şakası bu. kendi gülüyo en çok tahmin edersiniz.’ 2:50 PM Jun 10th from web (marriage)
tatmin olduysaniz yazima devam etmek istiyorum. nil ile kisisel bir problemim gercekten yok. yeri geldi sarkilarini soylemek durumunda kaldim cesme’de sarhos olunca. ben insanlarin tiplerine, davranislarina degil, tavirlarina, genel hal ve duruslarina bakarim. ve beni rahatsiz ediyorsun nil. 33 yasinda boyle sarkilar yazip, cakma bjork kiyafetleri giyip, o mutlu 9 yasindaki cocuk tavrinla benim sinirlerime dokunuyorsun. yaslaninca da boyle mi yapicaksin? cocuk da yaparsin kariyerde ama bunu yapma lutfen. cunku 90 yasinda hos bir hanimin 9 yasinda davranmasi kadar itici bir sey olamaz. pozitif olabilirsin, gunesi seviyor olabilirsin, yediyirmidort mutlu olabilirsin ama bu, bu garip davranislarini aciklamiyor, aciklayamiyor. biraz eli yuzu duzgun inspiration al, muzigin olgunlassin. (bkz: 60’s flower power) yapamiiiiyoruuuuam, anlayamiyooooruuuam diyorsan da o yavsak agzinla, anaokulu ogretmenligi yap, cocuk kitabi yaz, cocuk muzigi yaptigini iddia et, boyama kitabi ciz. anlarim, bagrima basarim, gelecekte cocuguma dinletirim.
bu sikik yaziyi yazdirdigin icin tesekkurler ES. su an kendimi kek gibi hissediyorum.
y.
sevgili y,
başta sen olmak üzere kimseyi kırmak istemiyorum ama, şu tumblr ın şifresi mail i her bir şeyi var sende, sen yaptın yanii, adını silip bir zahmet y yazabilirdin, o kadar bıkbık etmişsin, zaten başım arıyo yine, cinnetleri görüyorum.
bunun dışında yaşadığım doktor faciasından sonra doktorumun bana verdiği ilacın anoreksiya başlangıcında verildiğini öğrendim, adam ise “iştahsızlığımı geçirmek” için bu ilacı verdiğini iddia etti bilmiyorum.
s. de dikkatimi çektiği üzere (y bak tam gossip girl havaları, allah kahrede) bir sonraki yazıyı kendime geldiğim an ergenlik çağında bileğe yaptırılan yıldız dövmeleri hakkında yazıcam, o zaman ayşe özyılmazel görücek gazetecilik nasıl olur. taksime inip gençlerle, yaşıtlarımla konuşucam, sinyal çekicez flan, piyuuuv .
o zamana kadar iyi kalın,
s.
sena isim yazmicaksin kizim you totally missed the point. gonul rahatligiyla bloglatmadin yaziklar olsun sana kalbimi kirdin bu yabrakli sonbahar baslangici gunde martilar ucusurken, gozyaslarim yanaklarimdan suzulurken, umutsuz kalp kirikligim asktan kaynaklanmisken, butun sevgililerim hayallerime darbe yapmisken………………. tas ol. zip. next: gunaydin canims. ilk cinsel deneyimini sipayla yasamaya ramak kalmis zor kurtarmis hincal kendini! turkiye’de boyle tabi. genc erkekler cinsel olarak sanssiz dogduklarindan sipa, at, essek, tavsan sikiyorlar. cok yasa hincal uluc. seks temali gorsel sanatiniz beni benden aldi. zevkten dort kose oldum bi sigara yakmak istedim. cakmak yok. elim ayagim titriyor cakmak yok. bak yazamiyorum gerizekali kadin ismimi oraya yazmicaktin lanet olsun. cakmak yok. bu pazar gunu beni rahatsiz eden cok sey var.
1. BU: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12375608.asp?yazarid=12&gid=61 (guzzel bir farkinda genc baslangici yaptim ayni cizgide devam etmem sart.)
2. etraftaki - en azindan benim etrafimdaki - dine inancini kaybeden insan tribi. ah ne hos sonunda farkettik evolution diye bir sey varmis din de zaten fauxmus. atheizm mukkemmel bir sey oruc daha guzel diyorum hepinize. amerikayi yeniden kesfetmis gibi din karsiti propagandayi kisa kesin, sikerim sizi sipa siker gibi. kendinize gelin lan ne bu rakili akp vs. chp muhabbeti gibi allah tartismak. obama da sozunu tutmadi zaten berbat bi lider. kuran guzel bir kitap, incilde oyle.
3. ayse ozyilmazel adli homo sapiensin twitter biosu: ‘29, scorpio, journalist, writer, musician, singer,Princess of Istanbul’ simdi bunu teker teker aciyoruz:
29: hayatinin sonuna kadar o 29 orda durucak gibi geliyor sahsen bana. 30 yas bunalimi diye bir sey, bunu yasayan 2947020 tane insan var. uzulme ayse, hayat her yasta guzel. 30 yasina bastigin gun yazina bu basligi at lutfen. hemseriyiz diye ustune gelmiyorum. sindire sindire.
scorpio: uzuluyorum ben gercekten. oraya yengec burcu oldugunu yazarak ne yaptigini bilmiyorsun aslinda. ‘yengec burcu olmak bir ayricaliktir’ ayricalik midir? bilmiyorum. yengec burcu insanlar hakkinda en ufak bi fikrim yok. aslinda bakilirsa terazi disinda hic bir burc hakkinda bir fikrim yok. ama inspirasyon verdi. kendimi baskalarina anlatmaya calisarak omrumu yedim ben. bilseydim yazardim bi libra olur biterdi. ama daha gencim ben, ergenim, cv yazmak cok kasici geliyor bana. yazdigimdan degil kisa surede yazmam gerekecek oldugundan ve yazicagim hicbir deneyimim, basarim, tecrubem olmadigindan. ama artik biliyorum. CV: LIBRA. nabeeer? bi akilli sen mi varsin sandin bebisim.
jounalist: tr. gazeteci, writer: tr. yazar, musician: tr. muzisyen, singer: tr. sarkici: ben bilmiyorum ne yazarligini ne muzisyenligini ne de sarkiciligini. aydinlaninca bu konuda hemmen update. (zaman boslugunda kaybolmus update)
en sevdigim kisiiiiiimmmm: arada virgul sonrasi bosluk unutmus yada sigmamis. o kadar cok sey yapiyorki SIGMIYOR. SIGAMIYOR.
princess of istanbul: prenses? istanbul? 2009? kuinelizabetin izinden git TUR-KI-YE SE-NIN-LE GURUR DU-YU-YOR! prensesiiigm <3 lisede bi sevgilim vardi, turkce dilini baya hos kullanirdik. butun cicili bicili kelimeleri birbirimize soyler, soylemedigimiz zaman da mesaj atardik. cok civiktik. daha ergendik. ama bu kadin hala ergen, allah sabir versin. it must be hard being you.
simdiiig bu hos bioyu kendime uyguluyorum ki kim oldugum hakkinda fikriniz olsun bebishler: (read between the lines: ahaha kiza bak komik olmaya calisiyor, PRICELESS)
bio: 19, libra, wannabe blogger, wall to wall writer, (insert art related occupation), (insert art related occupation),Princess of Malmo.
oku da gel bi street fighter atalim.
o degilde, bence ay gun yil saat belirleyip ayni anda bu blogun linkini facebook olsun, twitter olsun, ntvmsnbc okuyucu yorumu olsun, neresi varsa yapistiralim. ben de o gune kadar koda kasip commentleri aktive edeyim, sonra da tuna kiremitciyi alalim, bi guzel parcalayalim, sonra munevver gibi gitar kutusuna koyup aspavanin onune atalim.
aspava (ankara) = falafel (malmo)
dun aksam falafel yedim bugun kalibima sigmiyorum. cakmak haaaaala yok.
azcik ciddiyet,
y.
ya bi de alakasız alakasız yazılar kopuyor ama, ne kadar ergen olursam olayım, şu 3 ve daha fazla (sonsuza gidiyor, gidiyor, durmuyor) nokta tribini hiç anlayamadım, anlayamayacağım gibi de duruyor. bir cümlenin sonuna koyduğum +3 noktanın cümlesinin havasını tone nunu değiştirmesi falan güzel tabii, noktalama işaretleri bu yüzden var, ama neden o ağlak zırlak mızmız kafalar devam ediyor, neden biri buna dur demiyor anlamıyorum. türk blogger camiasında break up sonrası açılan blog larda bunu gözlemledim, ve artık bir tane daha “sensiz geçen günlerimde… bilmiyorum.. devam edemiyorum………………….” temalı cümle daha okursam bu sefer gerçekten bileklerimi kesebilirim, ki bu aslında yelizle de konuştuğum gibi ergenlikten ziyade emo lukla alakalı olsa gerek, ama olsun. hadi türk blogger camiasını anladım, onlar toy, ama peki ya sen TUNA KİREMİTÇİ? neden sevgilinin gamzeleri hakkında hala yazıyorsun, neden neden neden?!
bundan sonra yazılarda yaprak, istanbul, sonbahar, gözyaşı, sevgili, aşk, kalp, kırık, martı, umutsuzluk, hayal gibi kelimelerin bir arada kullanılmasını yasaklıyorum, bununla da yetinmiyorum, kafanızı kırarım lan! (martılar rahat olsun)
ps. yeliz çılgın kod yazma başarınla bunları engellesene. naber?!
note to self: senin ergenlik anlayışın herkesten nefret etmek, herkesten tiksinmek, herkese çemkirmek. böyle ergenlik olmaz olsunn.
sevgiler,
s.