keşke oyunlar oynamasaydık……………
ya bi de alakasız alakasız yazılar kopuyor ama, ne kadar ergen olursam olayım, şu 3 ve daha fazla (sonsuza gidiyor, gidiyor, durmuyor) nokta tribini hiç anlayamadım, anlayamayacağım gibi de duruyor. bir cümlenin sonuna koyduğum +3 noktanın cümlesinin havasını tone nunu değiştirmesi falan güzel tabii, noktalama işaretleri bu yüzden var, ama neden o ağlak zırlak mızmız kafalar devam ediyor, neden biri buna dur demiyor anlamıyorum. türk blogger camiasında break up sonrası açılan blog larda bunu gözlemledim, ve artık bir tane daha “sensiz geçen günlerimde… bilmiyorum.. devam edemiyorum………………….” temalı cümle daha okursam bu sefer gerçekten bileklerimi kesebilirim, ki bu aslında yelizle de konuştuğum gibi ergenlikten ziyade emo lukla alakalı olsa gerek, ama olsun. hadi türk blogger camiasını anladım, onlar toy, ama peki ya sen TUNA KİREMİTÇİ? neden sevgilinin gamzeleri hakkında hala yazıyorsun, neden neden neden?!
bundan sonra yazılarda yaprak, istanbul, sonbahar, gözyaşı, sevgili, aşk, kalp, kırık, martı, umutsuzluk, hayal gibi kelimelerin bir arada kullanılmasını yasaklıyorum, bununla da yetinmiyorum, kafanızı kırarım lan! (martılar rahat olsun)
ps. yeliz çılgın kod yazma başarınla bunları engellesene. naber?!
note to self: senin ergenlik anlayışın herkesten nefret etmek, herkesten tiksinmek, herkese çemkirmek. böyle ergenlik olmaz olsunn.
sevgiler,
s.